Fenerbahçe Aylık Resmi Dergisi Röportajlarım

Fenerbahçe Aylık Resmi Dergisi Röportajlarım

  • Hüseyin Cahit Fırat/Fenerbahçe Aylık Resmi dergisi Şubat 2009 - 16/12/2009
  •  

     

     

    100 YILIN İLACI FENERBAHÇE’NİN 100. YILINDA BULUNDU


                                                                              

    Tarihe geçen 100 yılın buluşu, ne tesadüftür ki Fenerbahçe’nin 100. yılında bulunuyor. Buluş koyu Fenerbahçeli bir Türk’e ait. Gururumuz bir kez de ondan… Önce bir otomobil firmasının Türkiye mümessili olarak yıllarca çalışıyor, sonrasında da tıp eğitimi almadan 30 yıl kendisini bilime adıyor bu müthiş insan. O, kanamayı durduran ve kan kaybından ölümleri engelleyen bir ilaç buldu, Dünya peşinde koşarken mucidi olduğu bu ilacın patentli bir Türk buluşu olmasında direndi ve patentini aldı. İşte; Hüseyin Cahit Fırat. O şimdi devlet koruması altında…


     
     
     

    Hepimizin sorumluluğunu taşıdığımız işlerimiz var. Stresli günlerimiz olmuyor değil. Her işte olduğu gibi bizden de beklenen 0 hatayla çalışmamız. İşimizin sorumluluğunun ne kadar ağır olduğunu düşünüyoruz, her çalışan gibi…
    Her sorun sonunda toplantılar yapılıyor, sorunlar hakkında konuşuluyor, toplantı sonundaysa “Aynı sorunun bir daha karşımıza çıkmaması için ne gibi önlemler alabiliriz.” diye birbirimize soruyoruz. Konuşuluyor, tartışılıyor ve sorunlar bir şekilde çözüme bağlanıyor. Konu sağlık olunca işler değişiyor. İnsanlar bir kanamanın durmaması yüzünden ölüyor, enfeksiyonlarla ölüyor, kanserden ölüyor ya da yanık izleri hayat boyunca kalabiliyor.
    Sevdiğimiz insanlar bir daha dönmemecesine ayrılıyorlar hayatımızdan. Artık o insanlar için sorunu bir daha yaşamamak için ne yapmalı gibi bir seçenek yok. Bir grup insanlarsa kendilerini insan sağlığına adayarak en azından diğer insanların yaşaması için bizlere yeni umut kapıları açabiliyorlar. Bu ayki konuğumuz Hüseyin Cahit Fırat kendisiyle gurur duyduğumuz vatansever bir Fenerbahçeli. Onun hayatını 30 sene araştırdığı bitkiler değiştirdi.
    Kanamayı durduran 100 yılın ilacının mucidi… Bugün ambulanslar onun ilacını taşıyor, hastanelerde bu ilaç kullanılıyor. Askerlerimizin dağlarda kanamaları onun ilacıyla duruyor… Sağlık Bakanlığı’ndan izin alınarak, Ankaferd’in tampon şeklinde mendili, sıvısı ve diş tedavisi için iğne ampulü üretildi. Hepsinin yaptığı iş kanamayı durdurmasıydı. Teşekkürler Sayın Hüseyin Cahit Fırat.


    —Fenerbahçeli olunmaz Fenerbahçeli doğulur.” deriz her zaman. Peki, siz nasıl Fenerbahçeli oldunuz Cahit Bey?    


    Ben Fenerbahçeli doğmuşum. Ailem benim etrafımdaki herkes Fenerbahçeliydi. Amcamın oğlu, ablam, arkadaşlarım herkes… Üsküdar doğumluyum. Çocukluğumda da çevre muhitleri de herkesi Fenerbahçeli yapıyordum. Ailem Malatyalı. Amcamın 1950’de Türkiye’deki ilk uçak kazasında ölmesiyle, babamın İstanbul’u terk edip Malatya’ya gitmek istemesiyle benim de çocukluğumun belli bir bölümü Malatya’da geçti. Köye gittiğim zaman Fenerbahçe’nin bayrağını camlara asardım. Çocuklar şu anda bile bizi görseler yine selamla çevirirler. Sonrasında iyi bir eğitim aldım. Beş Fenerbahçeli kardeştik. İstanbul Üniversitesi İktisat Bölümü’nü bitirdim. İyi ki tıp fakültesini seçmemişim, belki de bugün yaptıklarım olmazdı. Kendim gibi başkalarını da Fenerbahçeli yapmak hep hoşuma giderdi. Yalnız geçenlerde bir olay hem garibime hem de hoşuma gitti. Türkmenistanlı bir çocuk var. Orada burs verip, okutmuştum. O çocuk çok koyu Fenerbahçeliydi. Nasıl, nereden Fenerbahçeli oldu, Türkmenistan neresi burası neresi… Türkiye’ye okumaya geldiğinde dolabın kapağını açmış, Fenerbahçe’nin resmini görmüş, oradan Fenerbahçeli olmuş.

    — Nasıl bir Fenerbahçelisiniz peki?

    Biz normal Fenerbahçe taraftarı değiliz. Yaklaşık 10 kombinemiz var, en az 5 tanesini kullanıyoruz. Her maça gitmişizdir. Hiç kaçırmayız. Çocuklarımız doğduğu gün her birinin taraftar kartları alınır. Çocuklar için özel olarak Fenerium’a gidilir. Alışveriş yapılır. Dışarıdan hiçbir yerden alışveriş yapmayız. Bu forma dışarıda 5 liraya satılsa bile biz bilinçli bir taraftar olarak formayı Fenerium’dan 70 liraya alırız. Anelka, Alex, Roberto Carlos gibi yıldızları izlemek isteyen Fenerbahçeli taraftarlara tavsiyemiz sadece sözle, sağda solda Fenerbahçe’yi savunup ya da eleştirmesinler. İlk önce kulübe katkı yapsınlar, ondan sonra eleştiri hakkı doğsun. Ben görüştüğüm herkese söylüyorum: “Televizyonda maç izleyip ya da dışarıdan yorum yapan insanların eleştirilerini ciddiye almayın.” diyorum. Çünkü Fenerbahçe üzerinde söz hakkı olan, her gerçek taraftarın kendi çapında kulübe katkısı olmalıdır. Yönetimde her şey yolunda gidiyor. Tabii hatalar olacak. Transfer hatası olabilir. İyisi de olur kötüsü de olur ama niyetleri doğrudur, önemli olan da budur. Bu arada artık Fenerbahçe büyüklüğünü şöyle de ispatlıyor: Her türlü olumsuzluklarda önceden stat komple protesto ederdi. Şimdi 150 kişi protesto ediyor, 52000 kişiyse 150 kişiyi protesto ediyor. Böylece Fenerbahçe’nin büyüklüğü de ortaya çıkmış oluyor. Stadımızı anlatmaya gerek yok Türkiye’de alternatifi yok. Altyapısı belli bir Dünya kulübüdür. Yönetimi de her şekilde destekliyoruz.
     


    — Fenerbahçe’nin son zamanlarındaki performansını nasıl değerlendiriyorsunuz?

    Fenerbahçe’ye güveniyorum. Bütün takımlarda devre arası ve zaman içinde sakatlıklarla ilgili kopukluklar oluyor. Fenerbahçe bunu erken yaşadı. Diğer takımlarda bunu yaşayacaklardır. Biz bunu yaşadık ve artık puan kaybetmeyeceğiz. Bu yıl yine şampiyonuz. Buna tüm kalbimle inanıyorum.



    — Bir işadamı ve yönetici olarak kulübümüzün yönetimini nasıl değerlendiriyorsunuz?

     
    Ben başkanımızın zaten hayranıyım. Kendisiyle tanışmasam da çok iyi takip ediyorum. Fenerbahçeli olan herkesin bildiği şeyler bunlar; olmadık şeyler yaptı. Bu sahaya hedeflerimiz kadar çok yansımıyor fakat biraz sabır gerekli. Bu başarıların da zaman içinde sahaya yansımasını istiyoruz. Aziz Başkan’ı 20 – 25 yıldır tanırım. Ben başkandan sonra gelecek başkanın da çok değerli bir insan olacağına inanıyorum. Fenerbahçe’de çok değerli insanlar var. Şuna inanıyorum ki sevgili başkanımız bu kadar emeği inandığı bir yerlere teslim etmeden gitmez. Zaten daha teslim etmesi için de çok erken buluyorum. Yönetimde de çok değerli insanlar var. Voleybola desteğini esirgemeyen Acıbadem grubu Başkanı Mehmet Ali Aydınlar da çok sevdiğim ve bir Malatyalı olarak da hemşerim olan bir insan. Bayan voleybol takımını da kazandıkları başarıdan dolayı kutluyorum.

    — Bir gün Fenerbahçe’nin yönetiminde yer almak ister miydiniz?

    Yönetimde gelecekte yer almak isterdim. Fakat daha çok arkadaşlarımın girmesini istiyorum.


     
    — Dünya’nın peşinden koştuğu 100 yılın ilacını ne tesadüftür ki Fenerbahçe’nin 100. yılında buldunuz… 

    Evet, koyu bir Fenerbahçeli olarak son derece ilginç ve güzel bir tesadüf oldu.

    — İlaçtan bahseder misiniz bize?

    Tabii… Ankaferd isimli bu ilaç, kanamayı durdurduğu için kan kaybından ölümleri engelliyor. Bitkisel bir karışım olan Ankaferd’in içinde asma yaprağı, havlıcan, ısırgan otu, meyan kökü ve kekik var. Bilinen bir yan etkisi yok. Kullanımı kolay. Tampon şeklinde herkes kanayan bölgeye uygulayabiliyor. Ampul şeklindeki ürünlerse ampul kırılarak yaranın üzerine dökülüyor. Ankaferd’in Türkiye genelinde distribütörlükleri verildi. Acil servislerde ve ambulanslarda bulundurma zorunluluğu getirildi. Ankaferd eczanelerde de bulabiliyor. Her alanda ve evlerde herkesin kullanabileceği bir tarzda çok basit bir şekilde de yaptık. Küçük çapta yaralanmalardan, büyük yaralanmalara kadar geçerlidir. Çok faydalı ve bitkiseldir.

    — Yurtdışında takip edilmişsinizdir diye düşünüyorum…

    Bütün Dünya bunun peşindeydi ve hala da öyle. Ankaferd, daha ruhsat aşamasındayken pek çok yabancı ülkeden, Almanya’dan, Fransa’dan, Hollanda’dan, İsviçre’den, ruhsatını kendi ülkelerinde almak üzere inanılmaz teklifler geldi. Bu teklifler küçümsenmeyecek kadar büyük tekliflerdi. Sınırsız para ve binlerce metrekarelik çalışma alanları vaat ediyorlardı. Suudi Arabistan Kralı’nın ailesinden biri Ankaferd’in ruhsatını Suudi Arabistan adına alabilmek için üç gün boyunca Türkiye’de kalıp, beni ikna etmeye çalıştı. Fakat ben her zaman “Türkiye’nin yurtdışına ihraç edecek bir ürünü olsun” istedim. Çok emek isteyen yıllarca süren çalışmalarımız oldu. Fakat hastalığım nedeniyle bazı noksanlıklarımız kalmıştı, onları da uzun bir zamanda tamamladıktan sonra 3 yıl gibi bir süre içinde ortaya çıktı. Gerçekten 100 yılın buluşu. Arkası da gelecek…

    — Yeni bir buluş daha mı geliyor?

    Şimdilik büyük bir sır olarak saklanıyor. Üzerinde halen çalışıyoruz. Bana biraz zaman tanıyın. 5–6 ay sonra yeni ilacı Malatya’da açıklayacağım. Kan durdurucu Ankaferd kadar önemli bir ilaç. Sağlık alanında devrim yaratacak. İddia ediyorum çok büyük bir ses getirecek. 100 kişinin üzerinde insan bu projede çalışıyor. Tam bir komite oluşturduk. Olayın çok ciddiye alınması gerekiyor.

    — Nobel ödülünü de alır mıyız?

    Az bile kalır, çağın olayı olacak. Çok büyük etki yaratacak. Buluşumuzu açıklayacağız, Dünya’yı sarsacak.

    — Güvenliğiniz ne durumda?

    Devlet koruması altındayım. Sonuçta yaptığım iş birilerini rahatsız edebilir. Ürettiklerinizle bir diğerinin yaptığını atıl hale getiriyorsanız kimse sizi sevmez.

    — Diğer çalışmalarınız hakkında bilgi alabilir miyiz?

    Yanık izleriyle ilgili bir çalışmamız daha var. O da dünyada bir ilk. Ameliyata gerek kalmadan hiç yanık izi kalmayacak, ağrı ve sızıyı en alt safhaya düşecek, yan etkisi olmayacak, yine bitkisel olan bu ilaçla yanık izleri bütünüyle silinecek. Deneyler bitti. Tasdiki Ankara’da hazırlanıyor. Son olarak Dünya Sağlık Örgütü’nün tasdikinden geçmemiz lazım. Bir kısmı geçti… Bu ilaçlar eczanelerden çok hastanelerde mevcut bulunacak. Çünkü tamamen cerrahi bir ürün ama eczanelerde de olacak. Şu an ambalaj safhasındalar yılbaşından sonra dağıtılacaklar…
    Bir de kozmetik ürünümüz var: Fransızlar talip. Bu dünyada bir eşi olmayan bir krem, hücre yeniliyor. İngiltere’de Türkiye’de birkaç üniversitede araştırma ve çalışmalar bitti. Özelliği yüzde gençleşmeyi sağlıyor. Güneş lekeleri, bazı kırışıklıkları komple gideriyor. Derinin dokuz tabaka altına kadar iniyor. Bu normalde imkânsızdır ama yapıyor. %100 doğal olduğundan hiçbir zararı yok. Mevcut olan bütün kremlerde öyle ya da böyle bir şekilde zararı vardır. Kreatin ya da jel içeriklidir.
    Bir başka ilacımız daha var, bunu içeceksiniz. Onun yararı vücutta bağışıklık sağlıyor. Vücuttaki tüm zararlı toksinleri dışarı atmaya sağlıyor. Enerji içeceğidir. Sporcular için de çok faydalıdır fakat bir doping ilacı değildir. Hiçbir zararı yok. Tam tersine çok faydası vardır.

    — Tüm bu çalışmalar sırasında sıkıntılar yaşadınız mı?

    Çok zorlandım. Önceleri kimse inanmamıştı. Hayallerle yaşadığımı zannediyorlardı. Ailem ve çevremdeki insanlar bana hep güvendi. Bu araştırmalarımız uzun yıllar sürdü. Neyse ki Sağlık Bakanlığı’ndan ruhsatımızı aldık, ambalajı yaptık, piyasaya çıkardık. İlacı Türkiye`de üretiyoruz, Ankara ve İstanbul’da fabrikalarımız var.

     
    — Gırtlak kanseri gibi kötü bir hastalığı yendiniz. Ve uzun bir hastalık dönemi geçirdiniz…


    Zamanında şarkı söyleyen, ut çalan ben, 3 yıl boyunca evde kalarak hiç konuşamadım. Güzel de bir sesim vardı. Her gün doktorlarla birlikteydim. Altı yıl önce bir gün sesimde bir sorun oldu ve doktorlar ameliyat dediler. Üç yıl boyunca evden hiç çıkmadım, konuşamadım. Sadece hastaneye kontrole gidiyordum. Çevremdekilerle ya yazarak ya da telefondan mesaj çekerek anlaşıyordum. Çok şükür sağlığıma kavuştum. Bu kötü hastalığı tamamen atlattım. Ama konuşma durumu tam olarak ne zaman düzelir bilemiyorum. Fakat şimdilerdeyse mesaj çekmekten nefret ediyorum.

    — Taraftarlarımıza mesajınız…


    Bütün akan kanlar dursun ama Fenerbahçelilerin coşkusu, özverisi, kulüplerine olan bağlılıkları, destekleri hiç durmasın.


    — Son olarak dergimiz hakkındaki düşüncelerinizi alabilir miyim?

    Fenerbahçe benim için çok özeldir. Bir zamanlar basın kuruluşunda çalıştığımdan işinizin zorluklarını çok iyi anlıyorum. Böyle bir derginin de hazırlanışının hiç kolay olmadığını sayfaları çevirdikçe daha iyi anlıyorsunuz… Zaman içinde burada da bir tarih yatacak. Emeği geçen herkese bir Fenerbahçe taraftarı olarak teşekkür ediyorum.


     

     

     

     

     

     

     

    FENERBAHÇE, TÜRKİYE’DE TEK

                                                                                            
                                                                               Mustafa Atmaca Şubat 2009


    Ankaferd Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Mustafa Atmaca da koyu bir Fenerbahçeli olarak yaşadığı Fenerbahçe’sini bizlerle paylaştı: “Oğlum altı aylıkken Fenerbahçe marşıyla büyüdü. Şimdi en çok tanıdığı şeyler bir “Atatürk” diyor; bir de “Fenerbahçe”. Biz fakir olan Fenerbahçeli çocukları bulup, onlara Fenerbahçe giysileri alıyoruz. Kombinelerimiz mevcut, kıyafetlerimizin hepsi Fenerium’dan… Ve tüm Fenerbahçelilerin yaşadığı duyguyu ben de yaşıyorum. Ortak noktamız “En çok ben Fenerbahçeliyim” diyoruz. Bu coşku, bu inanç, bu sevgi hiç bitmeyecek. Sonuna kadar takımlarımıza inanıyor ve destekliyoruz. Biz böyle Fenerbahçeliyiz. Fenerbahçe, Türkiye’de tek ve başka alternatifi yok.   
     

     

     DÜNYAYI SARSAN İLAÇ VE TÜRK BİR MUCİT
     

    Hakan her erkek çocuğu gibi erkekliğe ilk adımını atmak üzereydi. Aile mutluydu. Ama bilmedikleri bir şey vardı. Hakan hemofili hastasıydı. Kanaması bir türlü kesilmedi. Van 100. Yıl Tıp Fakültesi Hematoloji Bölümü’ne götürüldü fakat kan durmuyordu. Her türlü tedavi denendi. Milyarlar tutan ilaçlar kullanıldı ama sonuç alınamadı. Tam 15 gün boyunca Hakan kanadı, kanadı. Hakan annesine “Anne ben ölecek miyim?” diye sorarken, neredeyse umut kesilmişken, Hacettepe Tıp Fakültesi’nde çalışmaları yapılan bir ilacı duyduklarını hatırladı doktorlar. İrtibat kuruldu, durum anlatıldı. Hematoloji Bölümü’nden Şerafettin Kirazlı geldi. “Kolay, hallederiz” dedi. Cebinden bir tampon çıkarıp şaşkın ve umut dolu bakışlar altında Hakan’ın kanamalı bölgesine koydu. 3 sn. sonra kan durmuştu. Hakan’ın annesi birden ok gibi fırlayıp hocanın bacaklarına sarıldı ve “Oğlumu kurtardın!” diye haykırdı.
    Bu olay ne bir masal, ne de bir hikâye, yaşanmış bir olay. Bu olayın kahramanı ise kanamayı durduran mucize sıvı Ankaferd idi. Hakan Yargı mucize ilaç Ankaferd sayesinde ölümün eşiğinden döndü. Tıp dünyası da ismi bir anda kulaktan kulağa yayılan Ankaferd’le sarsıldı. Tamamen bitkisel içerikli, kendinden steril ve anti bakteriyel olan Ankaferd, etki mekanizmasıyla dünyada bir ilkti ve muadili de bulunmuyordu. Dünyayı ayağa kaldıran Ankaferd yüzyılın buluşu olarak nitelendirildi. Hacettepe Üniversitesi Hematoloji Bölümü’nde yapılan testlerden sonra ilk Türk patentli ilaç olarak tarihe geçen Ankaferd’i bulan ve şimdiye kadar basından uzak kalmayı tercih eden iş adamı Hüseyin Cahit Fırat ilk kez bu haberle kamuoyunun karşısına çıktı.

     

     

     




    Videolarım
    Site Haritası
    Ziyaret Bilgileri
    Aktif Ziyaretçi1
    Bugün Toplam20
    Toplam Ziyaret133732