Fenerbahçe Aylık Resmi Dergisi Röportajlarım

Fenerbahçe Aylık Resmi Dergisi Röportajlarım

  • Ömer Temelli/ Fenerbahçe Aylık Resmi DergisiŞubat 2008 - 16/12/2009
  •  

     

     

    ÖNCE FENERBAHÇE’Yİ SEVMEK GEREK


      Evet dediğiniz gibi “Önce Fenerbahçe’yi sevmek gerek”  Sayın Ömer Temelli… Başarı elbirliğiyle yakalanır. Sevgimizi, ilgimizi sadece A futbol takımıyla sınırlı bırakmamalı, tüm altyapı takımlarına ve diğer şubelerimize gereken önemi vermeliyiz…


     
    - Söyleşimizde, yönetim kurulundaki görevlerinizin ve sorumluluklarınızın yanı sıra; taraftarlık yönünüzü de bizimle paylaşmanızı isteyeceğim sizden. Öncelikle Fenerbahçeli oluşumunuz nasıl başladı Ömer Bey?


    İlkokulda çok samimi bir sınıf arkadaşım koyu Fenerbahçeliydi. Doktor olan ağabeyim de Fenerbahçeli olup aynı zamanda da Fenerbahçe’de halter branşındaydı. İkisinin de etkisinde kalarak Fenerbahçeli oldum. Moda’da yaşıyorduk. Ağabeyim “Seni Fenerbahçe’nin her maçına götüreceğim,” dedi ve dediğini de yaptı. 11yaşımdan beri Fenerbahçe’nin hiçbir maçını kaçırmadım. 

     

    - Sporla birebir ilgileniyor musunuz?


    Gençliğimde haftanın 6-7 günü futbol oynuyordum. Futbol dışında tenis oynamayı seviyorum. Şu sıralar tek yaptığım vakit bulmak zor da olsa sahibi olduğum Dalyan Kulüp’te tenis oynamak… 

     

    - Bu kadar tenis sporunu seven yöneticilerimizin olduğu Fenerbahçe Spor Kulübümüzde neden hala bir tenis şubemiz yok. Bu konuda bir gelişme var mı?

    Gerçekten de başta Nihat Özdemir, olmak üzere tenis sporunu seven ve oynayan arkadaşımız çok. Şekip Mosturoğlu, Neşet Yalçın, Serhat Çeçen bu arkadaşlarımızdan bazıları. Dalyan Kulübü’nü Fenerbahçe’nin tenis şubesi haline getirip ayrıca Fenerbahçe kongre üyelerimizin yararlanacağı bir tesis olarak hizmet vermesini istiyoruz. Dalyan Kulüp üyelerinin zaten yüzde sekseni Fenerbahçeli. Başkanımıza bu konuda isteğimizi dile getirdik.


    - Fenerbahçe Spor Kulübü yönetim kurulundaki göreviniz nasıl başladı, görev tanımınız ve sorumluluklarınız nelerdir?

    Yönetime girdiğimde futbol altyapı sorumlusuydum, İlhan Ekşioğlu Bey’in istifasıyla stat ve Samandıra Tesisleri’nin sorumluluğu da eklendi.17 senelik Fenerbahçe kongre üyesiyim. Başkanımızla yaklaşık 20 senelik bir tanışıklığımız var. Kendisi yönetime girmek isteyip istemediğimi sordu. Yönetime girme konusunda önce bazı çekincelerim vardı. Başkanımız Sayın Aziz Yıldırım 24 saatini Fenerbahçe’ye ayıran, prensiplerine bağlı, ağır çalışan ve çalıştıran bir kişi olduğundan, istediği performansı verip veremeyeceğime dair şüphelerim vardı. Fakat sonra kararımı verdim ve teklifi kabul ettim.

     

    - Neden futbol altyapı?Yeni sezona altyapıdan çıkacak yeni oyuncularımız var mı, seçmeler nasıl yapılıyor?

    Çocuklara karşı özel bir sevgim var. Onlarla 24 saat ilgilenebilirim. Bu nedenle altyapıyı istedim. Göreve başladığımda yeniden yapılanmaya girdik. Yabancı bir hocamızla yollarımızı ayırdık. Altyapı Koordinatörü olarak Şenol Çorlu’yu başa getirdik. Altyapıda ilk defa 15 tane milli futbolcumuz var, bu sene sonunda bu sayı 25’lere çıkacak. Toplam 6 takım var. 16’şar kişiden 100 kişi, yani altyapının dörtte biri milli oyuncu kadrosunda yer alacak. Şu an minik takıma Danone Dünya Kupası’nda 3’üncü olan takımın 5 oyuncusunu komple aldık. Bunların hepsi de milli oyuncu olacaktır. Hedefimiz en azından altyapıyı yarı yarıya milli oyunculardan seçmek ve bunları yetiştirmek. Şenol Çorlu ile çalışmak bizim için büyük bir şans; günde en az 10-12 saatini Fenerbahçe’ye veriyor. Türk hocalardan oluşan bir teknik ekip kurduk. Her şey çok iyi gidiyor. Şu an sizlerin de bildiği gibi A takımda yer alan ve altyapıdan gelen birçok futbolcumuz var. Semih Şentürk, Can Arat, Volkan Babacan, Kerim Zengin bunlardan bazıları. Bugüne kadar da altyapıda gayet iyi çalışılmış. Yeni sezondan da çok iyi oyuncular çıkacak. Üç kişilik bir ekibimiz var. Bu çalışma arkadaşlarımızın görevi sadece oyuncu seçmek. Haftanın 7 günü maçları seyrederler, kasetlerden izlerler. Sonra seçtikleri oyuncuları değerlendirmek üzere teknik heyete iletirler. Bunun dışında da seçmeler yapılır. Amacımız; minik, miniminik ve yıldız takımlarının sayısını 3’ten  4’e çıkararak transfere gerek kalmadan Süper Genç Takım, B Genç Takım ve Paf  takımına çok iyi futbolcular yetiştirebilmek.


     
    - Küçük yaşta eğitim ve öğretim daha kolay olduğundan, bir takım psikolojik destek ile altyapıdaki miniklere, gençlere futbolda tekniğin, fiziksel hareketlerin yanı sıra konsantrasyon, motivasyon ve takım ruhu gibi gerekli konularda da eğitim vermek gerekiyor.
    Bunun için altyapımızda spor psikologları için de gerekli bütçemiz var mı?

    6 takımdan sorumlu 2 tane spor psikologumuz var. Ayrıca 3 tane doktorumuz bulunmakta. Tüm altyapı oyuncularına spor hekimleri tarafından gerekli testler yapılıyor, performanslarını ölçüyorlar. Daha evvel bu tip çalışmalar yapılmıyordu. Şu anda sponsor yok; fakat önümüzdeki günlerde büyük bir Avusturya firması sponsor olacak. Biraz da Ülker’den desteğimiz var. Altyapıdaki tüm takımlar ortak bir altyapı bütçesine sahip.

     

    - Altyapıdaki en büyük hedefiniz nedir?

    Altyapıda en büyük hedefimiz; ilk aşamada gelir ve gideri aynı dengeye getirmek. Altyapıda öyle bir düzen var ki yalnız transferlerle işlerinizi çözümleyemiyorsunuz. Çok büyük maliyetler ortaya çıkıyor, bütün kulüpler altyapıya yönleniyor. Bunun en güzel örneği Sevilla, Olimpique Lyon  kulüpleri ki çok genç çocukları Afrika’dan veya diğer ülkelerden alıp, yetiştiriyorlar. Bize gelince altyapı için bu konuda TFF’nin prosedürleri ile ilgili sıkıntılarımız var. Federasyon’la bu konuda görüşeceğiz. İki görüşten bahsedebiliriz: Biri oyuncuları kendimizin yetiştirmesi, diğeri PAF takıma hazır; örneğin Almanya, Fransa ve Hollanda’da oynayan 16-17 yaşındaki Türk gençlerini direkt PAF Takımı’na alınması... 20-22 kişinin seçimini yaptık. Bu gençlerin 17’si milli takımlarda, 4 tanesi Alman milli takımında oynuyor. Bunların arasından 5-6 tane oyuncuyu almak istiyoruz. Biz listemizi yaptık ve sunduk. Bu konu şu an Başkanımızın onayında. Oyuncu vermek, almak kulüp politikasıdır; başkanımızın karar vermesi lazım, rakamlar çok yükseliyor, o yaşlarda o rakamlarla oyuncu alınır mı, alınmaz mı, bilemiyorum...

     

    - Şükrü Saracoğlu Stadyumu ve Samandıra Tesisleri’nin yönetiminden de sorumlusunuz. İzlediğiniz politika nedir?

    Taraftarlarımızın stada geldiğinde eğlenmesini, keyif almasını istiyorum. Taraftarların eziyet çekmesini istemiyorum. En büyük kulüp Fenerbahçe olduğuna göre; bazı şeyleri aşmamız ve her şeyin ilkini bizim yapmamız gerekir. Beni en çok üzen olay çok çok nadir de olsa Fenerbahçeli taraftarların birbirleri arasında tartışmasıdır. Bunu yaşadığımız zaman çok üzülüyorum. Temennim bunların hiç olmaması. İkinci bir konu ise; rakip takım taraftarlarının burada huzur içinde maç seyredip, evlerine dönmelerini istiyorum. Biliyorsunuz geçen Fenerbahçe-Trabzonspor maçında Trabzonlu seyircilere bir çay ikramımız söz konusu oldu. Trabzon seyircisi önce “Biz bu çayı içmeyiz.” diye tepki koydu. Fakat sonra içmeye başladılar, sonrasında da çok memnun oldular. Tabii bir kısım taraftar tepkilerine devam etti ama bu durum da yavaş yavaş değişecek diye düşünüyorum. Şanlıurfalı taraftarlarımıza da sunulan çay ve kahve ikramları gibi etkinlikleri devam ettirmek ve taraftarlar arasındaki dostluğu pekiştirmek istiyoruz. Basın tribününe de 50 adet LCD televizyonun monte edilmesiyle Fenerbahçemizi takip eden basın mensuplarının maçları daha rahat izlemesi ve görüntü tekrarlarını takip etmesi sağlandı. Bedensel özürlü taraftarlarımız için görüş açısını kuvvetlendirmek üzere tel örgüler kaldırıldı. Önümüzdeki günlerde, öndeki iki sırayı da kaldırıp o taraftarlarımızı biraz daha geriye almış, rahat maç seyrettirmiş olacağız.

     

    - Stadımızda çeşitli pankartlar görüyoruz. Bunların stada alınmasının prosedürleri nasıl işliyor?

    Pankart asmak isteyen taraftarlar, bir gün evvelden pankartlarda ne yazdıklarını liste halinde stat müdürümüz Ayhan Bak Bey’e iletiyorlar. Rahatsızlık veren bir pankart varsa, direkt iptal ediyor. Karar veremediği bir pankartsa, pankart yazısını bize iletiyor, kararı biz veriyoruz. 


     
    - 2008-2009 UEFA finali stadımızda yapılacak. Bununla ilgili ne gibi çalışmalarınız var?

    UEFA finali hazırlık kapsamında federasyona bir yazı yazıp, olan kamera sisteminin yenilenmesi ve her yerin kontrol altına alınabilmesi için yeni bir sistemin devreye girmesini istedik. Federasyon buna destek verdi. Çalışmalarımız başladı. Şubat ayından itibaren stadımızda uçan kuştan dahi haberimiz olacak. Ayrıca UEFA’dan ve TFF’den gelecek heyetler için birer oda tahsis edilecek. Heyette yer alan bu kişilerle birlikte çalışıp, onlara yardımcı olacağız. Maç gününe kadar, heyetin ihtiyacı dahilinde tüm isteklerini karşılayıp, ortamı hazırlayacağız. Böyle bir finalin bizim stadımızda gerçekleşmesi muhteşem bir olay. Stadımız Avrupa’daki birçok stattan daha güzel…

     

    - Statla ilgili istek, öneri ve şikayetler size ulaşıyor mu?Yönetimin hedefleri büyüdükçe, taraftarın da beklentileri büyüyor. Siz yöneticilerimizin, taraftarlarımızın ve sponsorlarımızın destekleriyle ortaya çıkan bu çalışmalar sonucunda, bize sunulan bu hizmetlere çabuk ve kolay alışıyoruz. Stadımız ile ilgili iyileştirme çalışmalarınız var mı?

     
    Biz her gelen şikayeti değerlendiriyor ve geri dönüşümünü mutlaka yapıyoruz. Her bir şikayetten, öneriden mutlaka haberim oluyor. Örneğin stadın büyüklüğünden ve yapılanmasından kaynaklanan görüş açısı kısıtlı bir takım koltuklarımız var. Örneğin Fenerium alt tribünde, yedek kulübesinden dolayı göremeyen bir ön sıra var, bunları düzenlemeye çalışıyoruz. Stadı öyle bir hale getireceğiz ki; herkes ayağa kalmaya gerek olmadan oturduğu yerden maçı rahatça izleyecek. Bir diğer projemiz şeref tribününün altındaki bölüm VIP tribün olacak. Artık 1907 tribünü doldu. İkinci bir VIP tribün gereksinimi duyuluyor. Fenerium D ve E’nin bir bölümünü de alarak bu bölgede yeni bir yapılanmaya gidilecek.
    Eksikliklerimiz arasında en büyük sorun özel güvenlik. Maç günleri güvenlik kuruluşlarından 500 kişi çağırıyoruz. Fakat hiçbir güvenlik kuruluşunda 500 tane yetişmiş eleman yok.  Özellikle derbi maçlarında bu kişiler kalifiye olmayan kişilerden oluşuyor. Çıkacak herhangi bir olaya, meşalelere müdahaleleri eksik kalıyor. Sadece maç için de 15 günde bir görev alacak 500 kişilik bir güvenlik ekibini istihdam etmemiz de, takdir edersiniz ki mümkün değil. Bu tüm statlar için en büyük sıkıntı…
    Bir diğer konu; giriş ve çıkışlarda kapıları genişletme rahatlama çalışmalarına başlanacak. Bu yaz planımızda bir değişiklik olmazsa giriş yapılan kapılardan turnikeleri otomatik olarak kaldırıp, oralardan da çıkış yapılmasını sağlayacağız. Saha zeminimiz hiçbir zaman istediğimiz gibi olmuyor. Bunun da sebebi stadın ve etrafın iyi havalanmaması ve Kurbağalı Dere’nin alttan gelip, çimi çürütmesi. Bu çürümeyi izolasyon yaptırarak çözümledik. Tek sorunumuz saha zeminin havalanması. Yazın sıcak günlerinde çimin üstünün ısısı 55 dereceye kadar çıkıyor. Bunu da havalandırma pervaneleri getirerek çözümleyeceğiz.

     

    - Taraftarımızın beklentilerinden birisi de Samandıra Tesisleri’nde antrenman izleyerek, futbolcularımıza daha yakın olabilmek. Avrupa kulüplerinin bazıları statlarını ve diğer tesislerini belli bir ücret karşılığında gezdiriyorlar. Bu kulüplere de ek bir gelir sağlıyor. Böyle bir aktivitenin bizde de başlama müjdesini taraftarımıza verebilir miyiz?

    Evet, bu konuda bizimde bir takım çalışmalarımız var. Real Madrid, Barcelona kulüpleri, statlarını, müzelerini, soyunma odalarını vb. tesislerini 15 Euro gibi belli bir ücret karşılığında taraftarlara gezdirerek, turlar düzenleyerek kulübe göz ardı edilmeyecek bir katkı sağlıyorlar. Örnek verecek olursak; bahar ve yaz günlerinde Real Madrid Kulübü’nü günde 3000 kişi geziyor. Ziyaretçiler, alışveriş yapıyor, fotoğraf çekiyor. Bu da günlük 50.000 Euro gibi küçümsenmeyecek bir rakam. Bize de bu konuda gelen talep çok yoğun. Böyle bir projemiz de var. Tahminim hayata geçirilişi; 2008 Nisan ayında olacak. Stat içi, müze, soyunma odaları, saha içi turları olarak gerçekleşip, istenildiğinde fotoğraf çekilecek tur, Fenerium alış veriş mağazasıyla noktalanacak. Samandıra Tesisleri’ne gelince; 8-10 bin kişi kapasiteli bir tribün yapabilirsek, taraftarımız futbolcularımızın antrenmanlarını izleyebilecek. Bu da kulübümüze ek bir gelir daha sağlayacak.

     

    - Söz Real Madrid Kulübü’nden açılmışken ve Roberto Carlos gibi önemli transferler yapmışken, Avrupa takımlarıyla özel  bir turnuva maçı organizasyonu girişimleriniz olabilir mi?

    Böyle bir organizasyonu bu yaz için bile düşünüyoruz. İsteğimiz dörtlü bir turnuva. İlk üç takım Manchester City, Real Madrid, Fenerbahçe. 4’üncü takım henüz belli değil. Bu turnuvayı yapmak için en önemli konu bu kulüpler için ortak zamanı yakalayabilmek. Yakalarsak neden olmasın!   

     

    - Kaç evladınız var? Bu yoğun temponuzu anlayışla karşılıyorlar mı?

    İki evlada sahibiz. İkisi de Fenerbahçeli, kızım Melis 17, oğlum Emir ise 10 yaşında. Fenerbahçe zamanımın çoğunu alıyor. Akşamları eve geç gidiyorum. Görev ve sorumluluğumda olan çalışmalarım, seyahatlerim yoğun şekilde devam etmekte. Bu durumda çocuklarımdan çaldığım zamanlar oluyor.
    Kızım ve oğlum bana karşı olan özlemlerini her fırsatta dile getiriyorlar. Elimden geldiğince onlarla birlikte olmaya çalışıyor, arayı kapatıyorum. Görevimizi bırakmamız söz konusu olmayacağına göre, onlar da birer Fenerbahçeli olarak beni anlayışla karşılıyorlar.

     

    - En çok etkilendiğiniz bir anınızı bizlerle paylaşır mısınız lütfen…


    Çok eskilere dayanmayan ama benim için çok önemli bir anı. Bazen maçlara kızımı da götürürdüm. Bir Fenerbahçe- Galatasaray maçı vardı. Kızımın da o gün sınavı var. Onu götürmemeye karar verdim. Tarih 6 kasım 2002… Kızım maç öncesi yalvarıyor. “Baba beni o maça götür, çok fark atacağız, çok gol atacağız,” diyordu. Onu aldım ve maça geldim. Bu maç hepimizde çok iz bıraktı. Maç güne uygun olarak 6-0 sonuçlandı. Çok da keyif aldık. Fakat o gün kızımın böyle söylemesi bende farklı bir etki bıraktı…  

     

     - Sizde iz bırakan futbolcular?

    Can Ağabeylere biz yetişemedik ama Osman Arpacıoğlu, Cemil Turan, Rıdvan Dilmen, Selçuk Yula bende iz bırakan futbolcular...

     

    - Maçları takip edebiliyor musunuz? Maçları seyrederken uğurlarınız var mı?

     

    Şükrü Saracoğlu Stadı’mızda oynayan maçları, stattan sorumlu olduğumdan tam zamanlı bir biçimde izlemem olanaksız. On dakika şeref tribününden seyrediyor, on dakika televizyondan parça parça izleyebiliyorum. Deplasmanlara gittiğimde daha rahat izleme olanağım oluyor. Yönetimde uğurlarımız çok. Benim kendi uğurum en son hangi maçı kazandıysak; önümüzdeki bir diğer maça aynı kıyafetle geliyorum. Ta ki maçı kaybedene kadar! Bu da benim uğurum.
    (Röportaj yaptığımız Fenerbahçe-Şanlıurfaspor maçını 3-2 kazandık. Temennimiz sezon sonuna kadar Ömer Beyin aynı takım elbiseyi giymesi…)

    - Fenerbahçe Dergimiz için düşünceleriniz?

    Dergimizi çok beğeniyorum.  Satır satır okuyorum ve biriktiriyorum. Bazı arkadaşlar satın alıp bir tane de yedeğini sayfalara zarar gelmesin diye hiç açmadan saklıyorlar.  Dergimizde çalışan arkadaşları kutluyorum.


     
    -  Taraftarlara mesajınız var mı?

    Önce Fenerbahçe’yi sevmek gerek. Taraftarlara söyleyeceğim en önemli şey takımlarını devamlı desteklesinler, hata yapan futbolcuları yine desteklesinler. En büyük takım biziz, ortalığı germeye ihtiyacımız yok. Stadımızı bir şov ve eğlence ortamına çevirsinler… Bunlar için de, bayraklar, flamalar dağıtarak, müzik çalarak ve konfetiler fırlattırarak gerekli desteği veriyoruz. Maç sırasında top rakibin ayağında ise ne yapacaklarını zaten biliyorlar. Taraftarımız biliyor ki en sonunda kazanan yine Fenerbahçe olacaktır.
    100. yıldan çıktık. Hepimiz çok yorulduk. İlk yarı biraz rehavet, 2’nci yarı rekabet var. Şimdi aynı tempo yine başladı. Bu sezon yarış kızıştı. Ligde dört takım peş peşe şampiyonluğu kovalıyor.
    Her geçen gün, maç üstüne maç koyarak gideceğimize ve galibiyetin geleceğine inanıyorum.
    Şampiyonluklarımız yine peş peşe gelsin. Bizim taraftarımız şampiyonluğa öyle bir alıştı ki bir maç kötü geçse tepkisini gösteriyor. Takımın her maç aynı performansı göstermesi mümkün değil, üç günde bir maç yapıyoruz, istenmeyen sonuçlarda olabilir, taraftarın moralinin bozulması oyuncuyu da etkiliyor. Hepimiz ne yapıyorsak Fenerbahçe için yapıyoruz.

     

     

     

     


    Fenerbahçe Aylık Resmi Dergisi/Şubat-2008

    Röportaj:Sibel Kurt

    Fotoğraflar:Ahmet Hopyar




    Videolarım
    Site Haritası
    Ziyaret Bilgileri
    Aktif Ziyaretçi1
    Bugün Toplam9
    Toplam Ziyaret137949