Fenerbahçe Aylık Resmi Dergisi Röportajlarım

Fenerbahçe Aylık Resmi Dergisi Röportajlarım

  • Tibet Türkyılmaz/Fenerbahçe Aylık Resmi Dergisi Ocak 2006 - 16/12/2009
  •  

     

     

     

     ODADAN ÇIKMAK, STADA GELMEK İSTİYORUM!

      Tibet Türkyılmaz sadece 16 yaşında nefes alamıyor, konuşamıyor, yemek yiyemiyor, yatağa bağlı sadece iki parmağını oynatarak, bilgisayarda mucizeler yaratıyor. O bizim koyu Fenerbahçeli çocuğumuz. Bütün sporcularımızın imzalarını almış ama onları çok merak ediyor tek hayali Şükrü Saracoğlu’nu bir kez görmek. Şu an için uzak gözüküyor ama umudunu hiçbir şekilde yitirmemiş.

     

    2005 Mayıs sayımızda yer verdiğimiz taraftarımız koyu Fenerbahçeli sevgili Tibet Türkyılmaz’ın sağlık durumu ile ilgili son bilgileri almak için İzmir’e gittik. Annesi Günhan Hanım, babası eski futbolcu ve koyu Fenerbahçeli Eser Bey, Tibet ve Tibet’i hiç yalnız bırakmayan arkadaşı Umut bizi büyük bir sevinçle karşıladı. O güne kadar GS’lı olan arkadaşı Umut günün heyecanı ve Tibet’in büyük isteği ile Fenerbahçeli oldu.

    Yine Fenerbahçeli olan İzmirli ünlü modacı Jale Houte Couture’nin sahibi Jale Gelgör de bizimleydi. Tibet’in bilgisayarında yaptığı kıyafet modellerini değerlendirmek üzere beğenerek teslim aldı. Tibet’in çizdiği modeller dikilip tarafımıza teslim edilecek. Evin her tarafında sarı, lacivert bir dünya hakimdi. Doğal olarak bu Tibet’in isteği idi.   

    Tibet’in yakalandığı “Motor Nöropi” - halk arasında kas erimesi olarak da bilinen bu hastalık - Tibet 2 yaşındayken etkisini göstermeye başlamış ve Tibet hareket yeteneğini yavaş yavaş yitirmiş. Ayak kaslarının çalışmaması nedeniyle üç yaşında yürüyemez hale gelen Tibet’in 9 yaşından sonra ise kolları tutmamaya başlamış. Solunum kaslarının zarar görmesiyle solunum yetmezliği de baş gösteren genç arkadaşımız, 2002’nin Ekim’inden sonra  Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde belirli aralıklarla kalmaya başlamış. Tibet, 2005’in ortalarından itibaren de devamlı olarak evinde aynı odada, solunum, mama, aspire cihazlarına bağlı olarak yaşamını sürdürüyor. Hastalığına rağmen bedeninde hareket ettirebildiği tek organı olan sağ eli sayesinde dış dünyayla irtibatını pek çoğumuzun yapamayacağı şekilde koruyor. Nasıl mı? Tedavisi ne yazık ki olmayan bu hastalığa yakalanan Tibet, evde yatağına kurulan bilgisayar, bilgisayar kamerası, yazıcı ve müzik yapan mixman cihazı ile mucizeler yaratıyor. 16 yaşındaki Tibet, evde yatağına kurulan bilgisayarının mouse’unu kullanıp, film çekiyor, şarkı besteliyor, elbise modelleri çizip, spor, haber yorumları yazıyor.

    Hastanede yapılan tüm işlemler evde annesi tarafından gerçekleştiriliyor. Annesine son durumunu sorduğumuzda; “Tıkanma fazla oluyor o nedenle çok dikkat etmek gerekiyor. Devamlı aspire makinesine bağlanıyor, 10 –15 dakikada bir ciğerlerini aspire cihazı ile temizliyorum.” diyor... Geçen gün, başlarına çok tehlikeli bir olay gelmiş. Günhan Hanım olayı şöyle anlatıyor: “Geçen gün bana devamlı uyumamamı işaretle anlatmaya çalışıyordu. İkimizin bilgisayarı aynı yerde. Uyumamak için bazen bilgisayarı kullanıyorum. Birden uyku bastırdı, ben de koltuğa geçeyim dedim. Koltukta uyumuşum, çocuk tıkanmış, yanı başımda makine ötüyor ama bana sesini duyuramıyor, internetten bir ağabeyine söylüyor. ‘Çabuk eve telefon edin’ diye... Telefonu bile duymuyorum o derece uykusuzluk çektiğim bir gece. Saat  04.30-05.00 gibi eşim telefona uyanmış. İnternetten de ağabeyi de bir yandan ‘Bak şimdi uyanacaklar merak etme sen’ diye bizi telefonla arıyordu. Tıkanmasına dikkat ettiğimiz müddetçe ve hastalanmadıkça sorunumuz yok tabii ilaçlarını da düzenli alması gerekiyor. Her zaman hastaneye gidemiyoruz, zor oluyor, ambulans çağırıyoruz, İstanbul’dan bir ağabeyi Ford Transit hediye etti. O arabanın iç donanımı olsa o zaman İstanbul’a maça gelebilecek. Haluk Levent’in konserine gidebilecek, biraz da olsa açık havaya çıkabilecek.
     İç donanım 20.000 YTL’ye mal oluyor eğer bu para toplanıp Bursa’da araba yapılırsa hiç sorunumuz kalmayacak.”
    Depremde çok korktuğunu ama makinelere bağlı olduğundan hiç çıkamadıklarını da belirtiyor.. “Ben de çok sıkıldım, Tibet de çok sıkıldı... Hastane döneminden beri gece, gündüz aynı odadayız. Tibet’in tek hayatı internet. Geçen gün ‘Omurilik felcine çare bulundu!’ diye haber çıktı. Tibet hemen çağrı ziline basarak beni çağırdı. ‘Anne gel seyret’ dedi. Ben de oğlum bu omurilik felci.” dedim. O da; “Olsun, nasıl olsa bilim adamları uğraşıyor benimkine de çare bulurlar. Ben yattığım yerde bekliyorum.” dedi. Hiç yataktan kalkamıyor. Bu da bizi çok üzüyor.”

    Maçları izlerken tepkilerinin nasıl olduğunu sorduğum da; “Maçlarda çok heyecanlı. Babası maçlarda sinirlenince bu Tibet’e yansıyor. Maç yüzünden hastalanabiliyor.” diye cevapladı Tibet’in annesi...

    Hastane zamanı çıkarttığı Pirinç Boyu Dergisi’nin son durumunu da sordum. “Pirinç Boyu Dergisi’nin 3. sayısı çıkamadı, bilgisayar çöktü. Zaten hastanedeyken haber bulabiliyordu. Şimdi ‘Kimse gelmiyor ki ne yazıyım’ diyor.”

    Tibet şimdilik sadece spor haberleri ve haber yorumları yapıyor. Tüm yazdıklarını toplarsa kitap çıkarabilecek. Tibet için İzmir Kaymakamı Yüksel Ayhan Bey’in yaptığı da unutulacak bir şey değil... Günhan Hanım’dan anlatmasını istediğimizde; “Kaymakam Yüksel Ayhan bey bizi ziyarete geldiğinde aspire makinamız yoktu, yerine elektrik süpürgesini kullanıyordum bana kızdı. ‘Niçin bize söylemediniz. Söyleseydiniz hemen çözümlerdik.’ dedi. Ben de ‘Bu çocuğun yaşam tarzı kötü değil, bilgisayarı var, bir takım ihtiyaçları tarafımızdan karşılanıyor, yeşil kartı var, o kadar çok ihtiyacı olan insan var ki ben de utandım söylemeye size’ dedim. Sağ olsunlar aspire makinasını hediye ettiler. Bunu 15 dakikada bir kullanıyoruz. Tibet’in manevi desteğe çok ihtiyacı var .Geçen mayıs sayısında yayınladığınız haberden sonra o kadar çok Fenerbahçeli taraftar aradı ki! Tibet gelen mektuplarla, misafirlerle çok mutlu oluyor. Sayenizde Amerika’dan, Moskova’dan bile arayanları oldu. Herkese buradan teşekkürlerimi iletiyorum.Günhan Hanım’la yaptığımız konuşma sonrası onun niçin Fenerbahçe camiası içinde yılın annesi olmasın diye düşündüm. Uyuyamayan, evden çıkamayan ve canından çok sevdiği çocuğunun gözünün önünde erimesine şahit olan eşsiz, saygıdeğer bir hanımefendi... Hepimiz her zaman Türkyılmaz Ailesi’ne en azından manevi olarak destek vererek bir e-mailimizi, mektubumuzu, kartımızı iletmeliyiz diyorum. Biz değil miyiz “HEP DESTEK, TAM DESTEK” diyen büyük aile......


    Sibel Kurt


    Tibet TürkYılmaz ev adresi: Gökhan sok. no: 16 daire: 2,  Balçova - İzmir
    e-mail: pirincboyu@hotmail.com
    >

     

     


       Türkyılmaz Ailesi’nden ayrılırken hüzün çökmüştü hepimize... Kendisine ait formaları verip resim çektirmemizi isteyen Tibet’ten ayrılmak hiç kolay olmadı. Son anda elime verdiği “organ bağışı” ile ilgili yorum yazısını noktasına, virgülüne hatta imla hatalarına bile dokunmadan sizlerle paylaşmak istiyorum.

      ORGAN BAĞIŞI (Tibet Türkyılmaz)

    “Sevgili arkadaşlarım, tv haberlerinde, organ bağışı konusunda daha hassas davranmamız  gerektiği, organ bekleyen bu kadar hasta varken bağışların çok yetersiz olduğu söyleniliyordu.
    Anneciimm duyuyorsun deyimli  vatan millet  organ bekliyor.  

    Ağabeylerim, ablalarım, aynı zamanda kardeş amca ve teyzelerim, bundan aylar önce  bu konuya hassasiyet gösterdim, ama başta annem olmak üzere herkes, HADİ BE SENDE… deyip  beni engellediler. Son çare olarak gözyaşlarımı,  yemin ve billahları, kullanarak annemi ikna etmeyi başardım. Bu seferde  bağış formunu dolduran abla   çıktı karşıma, yok efendim 18 yaşını doldurmadan organ bağışı yapamazmışım, daha tek başıma karar verebilecek durumda deyilmişim, yani ben daha küçükmüşüüümmm!!!  Dolu dolu 15 yıllık hayatımda, bu kadar anlamsız ve saçma bir şey  daha duymadım.  10 yaşına girdiğim günü   daha  5 yıl öncesi gibi hatırlıyorum, herkes bana artık büyüdüğümü ve  birçok kararı kendimin verebileceğimi söylüyordu, nede olsa 2 basamaklı yaşlara girmiştim. Hastanedeki  ameliyatlarımda da kararı bana bırakmışlardı, boğazım delinirse konuşamıycamı yemek yiyemiycemi söylediler, buna karar vermenin çok zor olduğunu ve bunu ben kabul edersem yapıcaklarını söylediler, yani  kararı bana bıraktılar, bu sırada da ne kadar akıllı bir çocuk olduğumu, benim doğru kararı vereceğimi söyleyip, beni havalara soktular. Ne olduysa işte o ara oldu, feci gaza gelmişim L  delin dedim, madem öyle olması gerekiyor. Birde hemşire ve yeni doktorların yanında ağlayıp korkmakta olmazdı, yapılacak her şeye izin verdim, her ameliyatıma gülerek gayet havalı bir şekilde gittim. DEÜH  şahittir, gıkım çıkmadı vallaha. ama bir terslik vardı bu işte, şarkıların tam tersi oluyordu L gidişim muhteşem, dönüşümse hep suskundu. Neyse…  anlayacağınız, hayatımı gayet havalı bir şekilde, bu hale getirmem için gereken bütün izinleri vermemi sağladılar, bende verdim gitti. J gerçi her türlü zorluk ve engele rağmen, gayet mutlu bir şekilde yaşamaya devam ediyorum, ama çok iyi anladığım bir şey var, vücudumuzdaki her organın ne kadar önemli olduğunu anladım. bunu benim gibi bilenler, anca  organ bağışı bekliyenlerdir.şimdi yetkililere sesleniyorum. BEN BU YAŞIMDA VE ŞİMDİDEN ORGANLARIMI BAĞIŞLAMAK İSTİYORUUUM. Gerçi biliyorum  ciyerlerim tam çalışmıyor, ama makine desteğiyle sıfır kilometre gibi oluyorlar, böbreklerde pek randımanlı deyil, o sorunuda bol suyla hallediyorum. kalbimde arada tekliyor olabilir, önemli deyil, sağolsun bilim adamları öyle güzel ilaçlar yapıyorlarki vallaha 2 günde 80  90 atmaya devam ediyor,  kemikler ostropozdan dolayı vahim durumda, onlar için bir şey diyemiycem, L midem desem, hortum takmak için delik açtılar, ama güzel bir yamayla eskisinden daha iyi  kullanılabileceğinden eminim J yemek borusunda reflü, ileri derecede var, olsun  her türlü ilacımı tam zamanında  alıp, onunda son kullanma tarihini uzatıyorum, gözlerim maşallah çok güzeldir, 24 saat bilgisayara baktığım halde, ufak tefek bulanık ve çift görmeden başka, hiç bir sorunu yok ve annemin dediğine görede, eşşşek gözü gibiymiş, kirpiklerimse  uzun  nerdeyse kaşıma değicek. Kulaklarım radar  gibidir,  onca müzik sesi arasında kapının dingdong sesini benden başka kimse duymaz.Beynimi, satranç, tavla ve damayla devamlı çalıştırıyorum. Kafamın içindeki projeler ve bilgisayar bilgileriyse  esantiyon, inanın tavsiye ederim alan pişman olmaz. Birde tıp tarihinde bir ilk yapıp saç naklini gerçekleştirmenizi tavsiye ederim, inanınki  kendi saçım diye demiyorum ama simsiyah kalın telli ve gür  saçlarım var alan pişman olmaz, en azından bir deneyin rengi ve kalitesiyle kadife gibidir. Bu kadar reklam yeter sanırım, alıcı gözüyle bakıcak  olursanız bende dahi işe yarayabilecek bir çok organ var neden boşa gitsinki. Lütfen yetkililere ve anneme tekrar sesleniyorum BEN ORGANLARIMI BU YAŞTA BAĞIŞLAMAK İSTİYORUM  annecim sen bağışladığın için beni anlıyamazsın o yüzden lütfen benim kararlarıma saygı duy ve gerekli yerlere giderek  organ bağışlamamda bana yardımcı ol.  Gerekli yerler, sizde bunca reklamdan sonra en az bir iki organımı, canınız çekmiştir sanıyorum J bu fırsattan yararlanacağınızı umuyorum

    Fenerbahçe Aylık Resmi Dergisi:  2006 Ocak
    röportaj:Sibel Kurt

     




    Videolarım
    Site Haritası
    Ziyaret Bilgileri
    Aktif Ziyaretçi1
    Bugün Toplam22
    Toplam Ziyaret136618