Fenerbahçe Aylık Resmi Dergisi Röportajlarım

Fenerbahçe Aylık Resmi Dergisi Röportajlarım

  • Metin Özülkü /Fenerbahçe Aylık Resmi Dergisi Temmmuz 2005 - 16/12/2009
  •  

     

     

    KİŞİ SEVDİĞİ İLE BERABERDİR…


    Değerli besteci ve söz yazarımız Metin Özülkü, her zaman hayatı sevdikleriyle paylaşan bir insan. Eşi, ikizleri, müziği ve takımı Fenerbahçe’si...

     

    Akşam saatlerinde değerli besteci ve söz yazarı  Metin Özülkü ile buluşmak için, Fenerbahçe ile Moda arasında kalan Marinasıyla ünlü, Münir Nurettin Selçuk’un  “Yok başka yerin lütfu ne yazdan, ne de kıştan, bir tatlı huzur almaya geldik Kalamış'tan, ah Kalamış'tan” diyerek şarkılara taşınmış olan İstanbul’un bu en müstesna, görülesi semti Kalamış’a vardığımda, röportaj yapacağımız Kalamış Paysage Bar-Restaurant’a kadar ağır ağır yürüdüm. Paysage’a girdiğimde deniz, güneş, sessizlik, müzik ve mekan  muhteşem bir karışım doğurmuştu. Biraz erken gelmeyi kendim istemiştim. Kalamış her zaman benim için de çoğu insanda olduğu gibi farklı bir yerdir. Paysage’a girdiğimde tüm personel yine akşam misafirlerine kaliteli hizmet verebilmenin telaşı içindeydi. İş hayatı orada da devam ediyordu. Denizin neredeyse içinde olan bu eşsiz mekanda güzel bir masa bulup, çayımı yudumlayarak Metin Özülkü hocamızı beklemeye başladım. Birikimine saygı duyduğum bir müzik insanı.  

    Beğenerek dinlediğimiz besteleri düşündüm. “Seninle olmak var ya, Unutulmuş muydum, Kuşlar, Boşu Boşuna” , kendisine ait olan diğer besteler ve teypten çıkaramadığım o pozitif elektrik yayan, insanı rahatlatan  “Hayat Başladı” albümü. Hep merak ederim. Müziğin mutfağı dediğimiz bu muhteşem besteleri yapan insanlar nasıldır? Nasıl bu duygularını  besteye  dökerler de biz de dinlerken “Bu beni yansıtıyor” veya “Ben de tam bunu diyebilmek istemiştim” deriz.

    Metin Özülkü’yü seneler önce “Şarkılarla A.Kadir” albümüyle tanıdım. Türk müzik tarihinin gördüğü en iyi albümlerden biriydi. Benim belki de müzik anlayışımı ve müziğe bakış açımı değiştiren bu albümdü. Metin Özülkü bize müzikte kaliteyi yakalamamızı sağlamaya çalışan, doğru olan bu bakış açısından da ödün vermemiş bir müzisyen. Konu besteci, söz yazarı, yorumcu kimliği olunca anlatmak sayfalara sığmıyor. Anlatılsa da kelimeler yeterli gelmiyor.  Cuma –Cumartesi geceleri Kalamış Yat Kulübü içinde yer alan Paysage’ta bize müzikte kaliteyi hissettiren Sayın Metin Özülkü’yü  kesinlikle dinlemenizi öneririm. Ayrıca Kalamış Paysage’ı da seçmiş olması tamamiyle bizleri keyifli bir akşama taşıyor. 
    Bu çok beğeni toplayan albümleri, besteleri dinlerken bir şeyi daha unutmamamız gerektiğini düşündüm. “Her başarılı erkeğin arkasında bir kadın vardır.”  Hayatını ve işlerini başarıyla paylaşabilen, birbirlerine destek verebilen örnek iki insan Eda-Metin Özülkü, örnek iki Fenerbahçeli... İkizleriyle Fenerbahçe camiasına iki Fenerbahçeli daha kazandırmaları da cabası. Metin Özülkü’ye bize zamanını ayırdığı için saygı ve sevgimizi ileterek röportajımıza başlıyoruz. 

    - Biz aramızda “Fenerbahçeli olunmaz Fenerbahçeli doğulur.” deriz her zaman.  Peki siz nasıl Fenerli oldunuz Metin Bey?

    Aynen öyle oldu. Ben de doğuştan Fenerbahçeliyim. Katıksız Fenerli bir aileden geliyorum. İki ablam, bir ağabeyim var, onlar da Fenerli, evlendiler, onların evlendikleri eşleri, eşlerinin aileleri komple Fenerbahçeli. Arada başka takım yok. Şimdi benim ikizler oldu, onlar da zaten bizlerin arasında bizleri göre göre Fenerli oluyorlar. Daha on beş-yirmi günlük formalarını giydirdim. Onlarla ilk maçımızı da izledik. Böylelikle Fenerbahçeli oldukları tescillendi. Videoya da kaydedildi.


    - Ara sıra maçlara gelip Fenerbahçe’ye desteğinizi ve sevginizi her zaman gösteriyorsunuz. Maçları mutlak kaçırmadan izliyor musunuz?

    Son zamanlarda genelde evden izleyebiliyorum. Yoğun bir tempoda çalıştığımdan sakin bir kafayla maç izlemek ihtiyacı hissediyorum. Tekrarları ve bazı pozisyonları görme açısından da iyi oluyor. Bazen ev kalabalık olduğunda zevk alamıyorum. Şimdilik çocuklar küçük olduklarından gürültü yapmıyorlar, sakin sakin bakıyorlar öyle.

    - Arzuladığınız Fenerbahçe ile şu an ki Fenerbahçe arasında fark var mı, varsa nedir?

    Arzuladığım Fenerbahçe’yi hiçbir zaman bulamayacağım. Çünkü hayalim hep sonsuz. “Müzikte arzuladığınız yere geldiniz mi?” diye de sorulur. Bu da hiçbir zaman mümkün değil. İnsan sevdiklerinden hep üstün başarı bekler. Hep üstün, hep daha iyi. Fenerbahçe için de hedefimiz hep ileri...

    - Sanat dünyasındaki bazı kişiler tuttukları takımı saklamayı tercih ediyorlar. Siz bu konuda neler düşünüyorsunuz?

    Saklamaya gerek yok. Taraftar ölçüleri içerisinde bir kulübün, bir takımın taraftarı olmak bence gayet güzel sosyal bir faaliyet. Bir de tuttuğunuz takım Fenerbahçe’yse...

    - Sizin izlenimlerinizle sezonu nasıl kapadık?

    Bu sene bazı maçlar çok zor geçti. O zor geçen maçlarda bile son dakika golleri, son on dakikada atılan üç gol falan çok heyecanlıydı. Gol anlamında baktığımız zaman aslında çok kolay gol atıyor Fenerbahçe. Attığı andaki pozisyonu, giriş ve tamamlaması çok basit gözüküyor. Bunu nedeni de çok yetenekli futbolculara sahip olmamız. Bazen yetmiş dakika çok zorlanıyormuşuz gibi görüntü oluşuyor, sonra üç dakika içinde gol oluyor ve de çok rahat bir şekilde. İnsan izlerken psikolojik olarak geriliyor, geriliyor rahatlıyor. Çok inişli çıkışlı anlar yaşadık. Tansiyon açısından çok tehlikeli bir şey. Ama o kadar güzel goller oldu ki Fenerbahçe’yi izlemekten çok büyük keyif aldım. Teşekkürler Fenerbahçe.

    - FBTV’de bir yeni programa başladınız biraz anlatır mısınız? Televizyonumuzu nasıl buluyorsunuz?

    Diğer kulüplerin de televizyonları var. Ama Fenerbahçe çok daha farklı bir yayın politikası güdüyor. Geniş bir vizyona sahip. Sporun dışında sanatsal ağırlıklı, sosyal ağırlıklı bir televizyon. O yüzden de böyle bir görüşmemiz oldu. Benim içinde bulunmaz bir fırsattı. Hem sevdiğim kulübün televizyonunda hem de çok sevdiğim müzikle ilgili bir program yapmak “Yemede yanında yat” gibi bir durumdu. Çok zevkle yapıyorum. Çekimleri Perşembe ve Cuma günleri yapıyoruz. Program saati geldiğinde birdenbire bir enerji yükleniyorum. Gerçekten çok pozitif ve mutlulukla yaptığım bir iş.

    - Biraz da FB şampiyonluk albümünden bahseder misiniz? Kutlamalarda neler yaptınız?

    “Burası Kadıköy Buradan Çıkış Yok” diye bir FB albümü hazırladık. Şampiyonluk kutlamalarında stadın dışında gece 03.00’e kadar Bağdat Caddesi’nde Eda ile birlikte turladık. Radyodan kendi yaptığımız şarkıları ve diğer FB şarkılarını dinledik. Çok keyifli bir akşam oldu. Bu keyfi bize yaşatan futbolcularımıza, Başkanımız başta olmak üzere tüm yöneticilerimize ve takımımıza, sonuna kadar bilinçli bir şekilde onları destekleyen taraftarlarımıza teşekkür ediyorum.

    - Müzik ve Metin Özülkü? Peki ya, bu duygu yüklü ilhamlarınız nereden geliyor?

    Benim bütün hayatımın tamamı müzik üzerine kurulu. TV programı yapıyorsam da yine de müzikle ilgili. Ayakta yaşanan bir müziğin içindeyim. 15-16 yaşımdan beri profesyonel olarak müzikle uğraşmaktayım. Otuz yıla yakın bir süre. İlk zamanlar belki ilhama ihtiyaç oluyordu. Şimdilerde beste yaparken tecrübelerimden ve birikimlerimden faydalanıyorum ve hayatın içinde kendim yaşamasam da o kadar inişli çıkışlı hayatlar görüyorum ki onlardan insanın etkilenmemesi mümkün değil. O yüzden çaktırmadan o biriken etkiler an geliyor beste olarak, söz olarak bizden çıkıyor. Aynı zamanda gözlemcilikle ilgili olan bir şey bu.

    - Bundan sonraki dönemde sizi ne gibi çalışmalar içinde görebileceğiz, projeleriniz nelerdir?

    Aynı zamanda müzik yapımcılığı da yapıyorum. Bir çok yeni veya deneyimli sanatçılarımızın albümlerinin yapımıyla ilgili çalışmaları da yürütüyorum. Banu Zorlu ile bir albüm hazırlıyoruz. İclal Aydın için de bir şiir albümü hazırlıyoruz. Ve Eda Özülkü ile beraber bir düet albümümüz var. Hepsi Eylül, Ekim gibi yani sonbahar aylarında piyasada yerlerini alacaklar. Yaz boyuda bunların hazırlıkları sürecek.

    - İkiz çocuklarınızla iletişiminiz nasıl? Zaman ayırabiliyor musunuz?

    Tek şikayetim doya doya onların yanında kalamıyorum. Anne baba olduktan sonra sorumluluk duygusu daha fazla gelişti. Daha çok çalışmam gerektiği hissine kapıldım. Biraz da hafif bir panik olma durumu oldu. Şimdi yavaş yavaş bunu üzerimden atmaya başladım. İlk altı ay bayağı bir panik içerisindeydim. Bu yüzden de devamlı çalışıyor, onları fazla sık görememenin sıkıntısını yaşıyorum. Çocuklarım çok şükür çok huzurlular, uykudan uyanırken bile gülen çocuklar. Bir problem gözükmüyor. Gayet güzel gidiyor ilişkimiz. 

    - Eşiniz Eda Özülkü Hanım’la hayat yolu ile birlikte iş yolunda da birliktesiniz? İşinizi eşinizle paylaşmak bir avantaj mı?

    Aynı işi yapmak bazen eşler arasında dezavantajdır fakat biz bunların avantajlı yönlerini  masaya yatırarak ilişkimizi o doğrultuda yönlendirdik. Ve bundan dolayı da problemsiz bir evlilik var. Şimdi son bir senedir de çocuklarla süslendi. Sadece tek sıkıntımız, Türkiye’nin genelinde olduğu gibi, müzik sektöründe de yaşanan sıkıntıları herkesin çektiği gibi biz de çekiyoruz tabii. Onun dışında özel, ailevi anlamda gayet mutluyuz.


    - Besteci, söz yazarlığınız yanı sıra aranjör, yapımcı ve yorumcu kimlikleriniz de var. Şarkı üretmek nasıl bir duygu?

    Şarkı üretmek son derece keyifli bir şey; Eda’nın da benimde en değer verdiğimiz şey “mesleğiniz nedir?” dedikleri zaman “Besteci ve söz yazarı” demek. Benim daha çok hoşuma gider.

    - Bestelerinizi verirken nasıl kriterler arıyorsunuz? En sevdiğiniz besteleriniz?

    İlk başlarda çok fazla kriter aramıyordum. Profesyonel olarak para kazanmak zorundaydım. Şimdi daha iyi seslendiren arkadaşları tercih ediyorum. En sevdiğim bestelerim “Seninle Olmak Var Ya”, “Kuşlar”, “ Boşu Boşuna”, “ Hayırdır İnşallah”... Yüz elli sanatçının seslendirdiği şarkılarım var.

    - Saklambaç dizisinin müziği çok hoştu. Dizi müzikleri hakkında yeni projeler var mı?

    Dizi müzikleri bir yandan devam ediyor. Çok zevkli bir çalışma oluyor. Her hafta rutin olarak dizi müzikleriyle de uğraşıyorum. Bana bu konuda destek olan arkadaşlarım var. Aşkın Tuna, Feyyaz, Yalçın, Sibel Sezal ve Eda Hanım. Onlarla hep koro halinde okudum şarkıları. Oldukça gırgır ve şamata olarak geçti.

    - Fenerbahçe Dergisi’ni okuyor musunuz? Bizlerden beklentileriniz neler?

    Gayet güzel gidiyor. Büyük bir zevkle okuyorum. Gittikçe şekilleniyor, çaktırmadan olgunlaşıyor. Güzel dergimiz için tüm çalışanlarına teşekkür ediyorum.  

    - Fenerbahçe Dergisi okuyucuları için mesajınız var mı?

    Fenerbahçe’ye gönül veren herkesin Fenerbahçe’yle ilgili her türlü aktiviteyi takip etmesi gerektiğinden dolayı dergiyi de, televizyonu da, maçları da takip etmesini diliyor, herkese mutluluklar diliyorum.


    röportaj:Sibel Kurt

    Foto: Tolga Ovalı




    Videolarım
    Site Haritası
    Ziyaret Bilgileri
    Aktif Ziyaretçi1
    Bugün Toplam4
    Toplam Ziyaret139511