Fenerbahçe Aylık Resmi Dergisi Röportajlarım

Fenerbahçe Aylık Resmi Dergisi Röportajlarım

  • Faig Garayev Fenerbahçe Aylık Resmi Dergisi Aralık 2011 - 07/02/2012
  •  

     

     

     

    Faig Garayev: “Bir antrenör aynı zamanda iyi bir psikolog olmalıdır”


     Kardeş ülkemiz Azerbaycan’ın voleyboldaki tarihçesi başarılarla dolu. Bu başarının ardındaki zirve isim de Sayın Faig Garayev. Azeri voleybolundaki saygın bu isim için “Voleybol” hayatının çok büyük bir parçası. Azerbaycan Voleybol Federasyonu 2. Başkanı, Azerbaycan Milli Takım ve Azerrail Bakü takımının antrenörü olan Garayev, 4 yıl da Türk Bayan Voleybol Milli Takımı ile Vakıfbank Bayan Voleybol takımını çalıştırmıştı.  Bu başarılı antrenör için en önemli şey ülke içinde de çok büyük bir rekabet olması ve kaliteli sporcuların yetişmesi... Faig Garayev’in başarılarla dolu olan yaşamını kendi ağzından dinledik. Dinlediğimizse sadece voleybol değildi, onun ülkesine olan sevgisinin yanı sıra Fenerbahçe’ye olan sevgisiydi de…

      Voleybolda dört önemli kulübe baktığımda Türk antrenör yok, eğer genç takım dünya şampiyonu olmuşsa; bu takımın antrenörü yabancı değil, bir Türk’tü. Ama A takımında bütün antrenörler yabancıdır. Futbolda da öyleydi. Gördüğünüz gibi Fenerbahçe Aykut Kocaman ile şampiyon oldu. Voleybol A takımda da bu niye olmasın?


     Türkiye’de herhangi bir takım bizim dışımızda kimle oynarsa oynasın biz her zaman Türkiye’yi tutarız.


      “Bizim Atatürkümüz yok” diye hayıflanıyordum. Sonra Haydar Aliyev geldiğinde o da bizim Atatürkümüz oldu, yetim kalmadık. Başımızda taşıyorduk.  Hala da onun ekmeğini yiyoruz.


      Süper Lig’de Fenerbahçe ile Manisaspor arasında oynanan karşılaşmada Türk futbolunda bir ilk yaşandı. Fenerbahçe Stadı’nı kadınlar ve çocuklar doldurdu. O destek, o ambiyans müthişti. Çok etkilendim ve duygulandım. Sanki bir spor bayramıydı. Fenerbahçe Spor Kulübü her zaman taraftarıyla gurur duymalı.  

    -Nasıl Fenerbahçeli oldunuz?
    Türkiye’ye geldiğimde Fenerbahçe’de Tanju oynuyordu, Rıdvan oynuyordu. Bakü’deyken de izliyordum. Oyun sistemleri çok hoşuma gidiyor, onlara çok sempatik bakıyordum. Azerbaycan’da da futbol çok önemli, Sovyetler Birliği çok kuvvetliydi. Türk futbolu da çok önemli ilerlemeler kaydetti. Türkiye’ye geldiğimde de Fenerbahçe’nin tüm maçlarını izlemeye başladım. Ve Fenerbahçe’yi tutmaya başladım. Şimdi elimden geldiğince hiçbir maçını kaçırmıyor, zevkle izliyorum.  


    -Azerbaycan’da Fenerbahçeli çok mu?
    Azerbaycan’da çok Türk çalışıyor. Ayrıca Fenerbahçe’ye sempati ile bakan vatandaşlarımızın sayısı çok. Azerbaycan’da geniş kapsamlı ve faaliyeti yüksek olan bir Fenerbahçe Derneği var. 2009 yılında da bildiğiniz gibi Sayın Aziz Yıldırım ve Azerbaycan Futbol Federasyonu Başkanı Rovnag Abdullayev, Fenerbahçe Spor Kulübü ile Azerbaycan Futbol Federasyonu arasında sportif işbirliğini artırmak ve dostluk ilişkilerini pekiştirmek amacıyla bir protokol imzalamıştı. Zaten bu kardeşliğimiz her alanda güç birliği yaratıyor. Azerbaycan’da ilk spor voleybol. Futbolda 30 kulüp var. Türkiye’yi yendiğimizde üzüldük. Türkiye’de herhangi bir takım bizim dışımızda kimle oynarsa oynasın biz her zaman Türkiye’yi tutarız.


     -Voleybolu nasıl seçtiniz, sizin tercihiniz miydi?


    Biliyorsunuz Bakü doğumluyum. Okul yıllarımda annem ve babam müzikle ilgilenmemi ve piyano çalmamı çok istiyorlardı. Okulun bir de voleybol takımı vardı. Antrenmanlar vardı. Benim de boyum uzun olduğu için “Deneyelim.” dediler. Böyle başladım voleybola ve çok sevdim. Tabii evde biraz problem çıktı ama voleybol sevgisi çok oldu. O sene bizim okul Bakü şampiyonu oldu, sonra da Azerbaycan şampiyonu oldu. Sovyetler Birliği zamanı okullar arası şampiyon olduk. Ben de takım kaptanı oldum. 9. sınıfta okurken beni genç milli takıma, oradan da A takımına aldılar. Okuldan sonra üniversiteye girdim. O dönemde de Sovyetler Birliği genç milli takımına alındım. 3 ve 4 turnuvada en iyi sporcu seçildim. Milli takımın kaptanıydım. Başka ülkelerden teklif vardı ama gitmedim. Sonra “Bayan milli takıma yardım etmek gerekir” dediler. Antrenör yardımcısı oldum. Bir sene sonra A milli takım antrenörü oldum. 90’lı yıllarda bildiğiniz gibi ülkede durum kötüydü, “Sporcuları Türkiye’ye yerleştireyim” dedim. Türkiye’de kulüplerde oynamaya başladılar. Çok emeği geçen insanlara teşekkür ederim. 1991 senesinde ben de Emlak Bankası’nda antrenörlük yaptım.  91’öncesinde de Bakü’de Su Birlik takımı vardı SSBC’de antrenörlük yaptım.  Şampiyonluklarımız oldu. 1989 Avrupa şampiyonuyduk.


    -1993 yılında Bakü’ye döndünüz…


    Evet, 93’te Haydar Aliyev döndü, ben de döndüm ama o tarihte voleybol diye bir şey yoktu Azerbaycan’da.


    -Uzun bir süre Türk voleyboluna hizmet ettiniz. Çoğu kadın voleybolcumuzda emeğiniz var…


    Sporcularım Türkiye’de oynuyordu, ben de onlarla Türkiye’ye geldim. Sovyetler Birliği’nin dağılması sebebi ile yaşanan zor dönemi ben Türkiye’de geçirdim. Türkiye’de bütün voleybol camiası sayesinde kendimizi yabancı gibi hissetmedik. 1994-1995 sezonu Vakıf Bank’a geçtim. En son 1997-1998 sezonuna kadar Vakıf Bank’ta çok güzel günler yaşadım. Lig şampiyonluğu, Türkiye Kupası kazandık. Şampiyonlar Ligi’nin finalinde oynadım. Bu bir ilkti. Türk milli takımına da yardım ediyordum. Federasyon’da görev aldım.  Türkiye bayan voleybol takımının teknik direktörü oldum. Başarılarımız çok oldu genç milli takımda Avrupa dünya şampiyonluğu, yıldız takım Avrupa ve Dünya şampiyonasına kaldı. A takım B grubundan A grubuna çıktı, çok güzel bir ekip yarattık.
    Türkiye’de çok güzel günlerim geçti. Şimdi voleybolcu kızlarımıza baktığımda belki biraz emeğim geçmiştir diye duygulanıyorum.  Tülin, Nalân, Çiğdem, Bahar, Aysun ve daha kimler. Aysun da Fenerbahçe’den gelmişti. Çok sporcularla çalıştım, saygı gördüm. Hala görüşürüm onlarla…
    Kulüp ve milli takım bazında Türkiye ile maçlarımız oluyor onlar geliyor, biz geliyoruz. Türkiye’de benim hayatım çok güzel bir sayfa oldu, başarılı çalışmalarımız oldu.   


    -Sonra tekrar Azerbaycan…


    Evet, 2000’ de Azerbaycan’a döndüm. Sayın İlham Aliyev, Olimpiyat Komitesi Başkanı seçildi. “Bir milletin sağlam olması için spor lazım” diyordu. Milli takım antrenörlüğüne getirildim. Ülkeme lazım bir insandım. Top yok, hiçbir şey yok. Sayın Aliyev çok yardım etti bana, çok destek oldu. Onunla her görüşmem Azerbaycan voleybolu için yeni bir hizmet demekti. Maçlara hep eşi ile gelirdi. Azerbaycan sporuna çok hizmeti var. Oğlu İzzet Bey de milli takımda başarılı oldu. Jimnastik Federasyonu Başkanıydı. Azerrail Bakü takımını kurduk. İki sene sonra Avrupa Kupası kazandık. Azerbaycan jimnastikte de çok başarılı olmuştur. Bu ailenin spora avangard bir bakış var.


    -Bu sene Azerbaycan’ın voleyboldaki hedefleri neler?


    Bu sene sekiz kulüp oynayacak. Beşi Avrupa Kupaları’nda oynuyor ki bu büyük bir başarıdır.  Ayrıca bu sene Azerbaycan’da ilk defa Spor Akademisi açılıyor. Uluslararası gençlerde Su Birlik’te oynayanlar dublör oynayacaklar yani onlar sabah oynayacak, A takımlar akşam oynayacak. Bu sistemi de ona göre yapıyoruz. Biliyorsunuz Azerbaycan’da sporcu sayısı az. Biz de Azerbaycanlı oyuncular da var, Rus oyuncular da var. Siz bu Rus oyunculara Rus gibi bakmayın çünkü Azerbaycan’da doğmuş, Azerbaycan’da büyümüş. Biz onları Avrupa’dan almadık, biz Rusya’dan, Ukrayna’dan 14 - 15 yaşında aldık ve onları büyüttük. Nasıl Türkiye bunu Makedonya’dan, Türk Cumhuriyetleri’yle yapıyor, biz de aynı şeyi yaptık, her bir kültür var, burayı evleri gibi biliyorlar. Bunların kültüründe Türklük var, Azerilik var. Bu sezon Azerbaycan’da başarılara imza atacağımıza inanıyorum.


    -Voleybolda Türk antrenörlerinin yerini nasıl değerlendiriyorsunuz?


    Türk antrenör çok az. Türk antrenörlere de şans verilmesini istiyorum. Sistemi doğru bulmak lazım. Türkiye’de çok kıymetli sporcular var. Türkiye bugün nüfus olarak Azerbaycan’dan on defa daha büyük bir ülke ve bugünlerde Türkiye’ye büyük bir akım var, bunları hemen iyi kulübe alıyorlar. Fakat Türkiye’de oynayan Türk sporculara daha az para veriyorlar. Tabii bazı kulüpler de profesyonelce bakıyorlar, bazı kulüplerde hiç bakmıyorlar. Dört önemli kulübe baktığımda Türk antrenör yok. Eğer genç takım dünya şampiyonu olmuşsa; bu takımın antrenörü yabancı değil, bir Türk’tür. Ama A takımında bütün antrenörler yabancıdır. Futbolda da öyleydi ancak gördüğünüz gibi Fenerbahçe Aykut Kocaman ile şampiyon oldu.  Voleybol A takımda da bu niye olmasın?
    -Başarılı bir antrenörsünüz. Bu sezon Türkiye’nin önemli kulüplerinden teklifler aldınız fakat tercihiniz yine Azerbaycan oldu.
     Evet, birkaç teklif aldık ama bir profesyonel olduğum için onlar hakkında yorum yapmıyorum. Bir antrenör aynı zamanda iyi bir psikolog olmalıdır. Burada düzenli bir ekip kurduk. Bu sezon voleybol şampiyonasında, ‘Azerrail Bakü’ için prestijli bir turnuva olacak. Takımın yeni hedeflere ihtiyacı var, taraftarların desteği ile başarıyı hedefliyoruz.  


    -Atatürk sevginizi bir de sizden dinleyebilir miyiz?


    Türkler Atatürk’ü çok seviyor, ben de onu tanımaya, okumaya başladım. Ben de başladım Atatürk’ü sevmeye…  Bir yandan da özeniyordum. “Bizim Atatürkümüz yok” diye hayıflanıyordum. Sonra Haydar Aliyev geldiğinde o da bizim Atatürkümüz oldu, yetim kalmadık. Başımızda taşıyorduk.  Hala da onun ekmeğini yiyoruz. Ben bunu söylüyorum ki Haydar Aliyev’in voleybola çok büyük katkısı oldu. Hayatım boyunca unutmam çünkü hakikatten bu voleybola bize olan görüşleri babamız oldu. Aliyev’i hayatım boyunca unutmam. Atatürk’ü gören birini düşünün, benim de duygularım aynı. Borcumuzu asla ödeyemeyiz.

     
    -Türkiye ve Azerbaycan arasında büyük projelere imza atılmakta, ayrıca Van depreminde ilk koşan, yardım gönderen ülke kardeş ülkemiz Azerbaycan’dı.


    Evet, biz de bunlardan gurur duyuyoruz. Ayrıca Aliağa’daki müthiş bir proje. Petkim’in Aliağa Tesisleri’nde plastik sanayisine hammadde sağlanacak. Ayrıca tesisin Azerbaycan’ın eski başkanı Haydar Aliyev’in adını taşıyacak olması da çok değerli bizim için… Van depremi için hepimiz çok üzüldük. Kayıpları olan ailelere baş sağlığı diliyorum.  


    -Maçlara çıkarken uğurlarınız var mı?


    Eğer maçı kazanırsak hiçbirimiz kıyafet değiştirmeyiz. Başka uğurlarım da var ama onları kendime saklıyorum.


    -Fenerbahçe’de sizi etkileyen bir olay bir anı anlatabilir misiniz?


    Süper Lig’de Fenerbahçe ile Manisaspor arasında oynanan karşılaşmada Türk futbolunda bir ilk yaşandı. Fenerbahçe Stadı’nı kadınlar ve çocuklar doldurdu. O destek, o ambiyans müthişti. Çok etkilendim ve duygulandım. Sanki bir spor bayramıydı. Fenerbahçe Spor Kulübü her zaman taraftarıyla gurur duymalı.  


    -Fenerbahçe taraftarına mesajınızı alabilir miyiz?


    Benim mesajım odur ki; Fenerbahçeliler çok zor günler geçiriyor, çok stres yaşadılar. Üzüldüler. Aziz Yıldırım’ı da çok iyi tanıyorum. Allah onun işini rast getirsin. Konu nedir tam olarak anlamıyorum ama Aziz Yıldırım Fenerbahçe için çok şeyler yaptı. O Türkiye’yi, Fenerbahçe’yi seven bir insan. Taraftarları da her zaman kulüplerinin yanında olsunlar, sakin olsunlar. Bu kötü ve şansız dönemin en kısa zamanda geçeceğine inanıyorum.  Benim her zaman isteğim; Türkiye Azerbaycan’ı sevsin, Azerbaycan Türkiye’yi sevsin.


    -Son olarak dergimiz hakkındaki düşüncelerinizi söyler misiniz?


    Ben bu dergiyi ilk defa görmüyorum. Daha önce Aziz Başkan’la fotoğraflarımız var, Fenerbahçe Televizyonu’na da çıkmıştım. Bence bu derginin en iyi yanı; tüm toplu haberlere ulaşıyorsunuz. Bu dergiyi okuyanın Fenerbahçe’ye sempatisi olur, sonra da Fenerbahçeli olur.  




    Videolarım
    Site Haritası
    Ziyaret Bilgileri
    Aktif Ziyaretçi1
    Bugün Toplam13
    Toplam Ziyaret135276